Osmanlı tıp geleneğinde (Tıbb-ı Nebevî ve İbn-i Sina ekolü) gıdaların ve içeceklerin vücuttaki "mizaç" dengesini koruması esas alınırdı. Yazın artan "safra ve sıcaklık" yükünü hafifletmek için saray hekimleri ekşi ve serinletici aromalara başvururdu.
Olgunlaşmamış ekşi üzümlerin (koruk) sıkılmasıyla elde edilen bu şerbet, içerdiği doğal meyve asitleri sayesinde kan dolaşımını rahatlatır.
İçildiği andan itibaren harareti alır, terleme ile kaybedilen mineral dengesini geri kazandırır.
Yaz sıcaklarında ağırlaşan ve yavaşlayan sindirim sistemini uyarır. Mide ekşimesini ve şişkinliği önler, sıcak havalarda oluşan iştahsızlığa birebirdir.
Saray hekimleri koruk suyunu genellikle taze nane ve çok az miktarda bal ile tatlandırarak sunardı. Bu birleşim, vücuttaki hararet kaynaklı ödem ve toksinlerin dışarı atılmasını hızlandırır.

|